CUMHURİYET DÖNEMİ SEÇİM UYGULAMALARI

0
254 views

CUMHURİYET DÖNEMİ SEÇİM UYGULAMALARI

 

Batı Murat Akpolat

 

Osmanlı Devleti’nde Müslüman halkın seçimle ilk tanışması 1840 yılında sancaklarda kurulan Muhassıllık Meclisleri, yani devlete ait vergileri toplayan yetkililer ile oluşmuştur. 1876 yılında ilan edilen Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anayasası olan Kânûn-ı Esâsî gereği ilk defa genel seçim hakkı tanınan Osmanlı toplumu, bu seçme ve seçilme hakkını tamamen kurallara uygun olarak 1908 seçimlerinde kullanmıştır. 1876 Anayasası seçimlerin iki dereceli olacağını belirtmesine rağmen, Osmanlı Devleti’nde yaşanan Balkan Krizi seçimin bir an önce yapılarak Meclis-i Mebusan’ın derhal ve düzensiz açılmasını zorunlu kılmıştır. İki dereceli olarak yapılan ve sadece erkeklerin seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu Osmanlı dönemi seçim sistemi Türkiye Cumhuriyeti’nde de uzun yıllar uygulanmıştır.

 

Cumhuriyet döneminde neredeyse her seçimde ayrı bir yöntem kullanılmış, seçim yaşı önce 18’e indirilmiş, sonra kadınlara da seçme ve seçilme hakkı tanınmasıyla 22’ye çıkartılmıştır. 1946 seçimlerine kadar tek partinin katıldığı genel seçimlerde değişik seslere yer vermek amacıyla farklı uygulamalara gidilmiştir. Belli yörelerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin aday göstermemesi, parti içinden müstakil grup kurulması, azınlıkların da aday gösterilip seçilmesi bu tür uygulamalardan bazılarıdır.

 

1946 seçimleri ile tek dereceli seçim sistemine geçilmiş, ilk defa çok partili hayatın başladığı bu seçimlerde seçim kanunu gereği açık oy gizli sayım yapılmıştır. Gizli oy açık sayım, seçimlerin yargı denetiminde olması, tek dereceli seçime devam edilmesi ilk defa 1950 seçimleriyle uygulanmıştır. Bu seçimlerde Türkiye’de iktidar kurucu parti niteliğinde olan CHP’den, Demokrat Partiye geçmiştir.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi Seçim Uygulamaları

 

1920 Seçimleri

 

1920 yılında gayrı resmi olarak işgal edilen İstanbul’da bulunan Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın; Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongreleriyle şekillenmiş olan Misak‐ı Milli kararlarını tanımasından rahatsızlık duyan işgal kuvvetleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal etti ve meclis dağıtıldı. Bu tarihten sonra da insiyatif Ankara’nın eline geçmiş oldu.

 

Mustafa Kemal ilk iş olarak, 17 Mart’ta ordu komutanlarına gönderdiği genelgede Anadolu’da bir Kurucu Meclis oluşturulmasının gerekliliğine dikkat çekti. 19 Mart tarihli yeni bir genelgeyle de olağanüstü yetkilere sahip yeni meclisin oluşturulması için yapılacak seçimlerin dayanacağı esasları açıkladı. Toplam 12 maddeyi içeren bu genelgenin bazı maddeleri şunlardır;

1- Memleket işlerini idare etmek ve denetlemek üzere, Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclis toplanacaktır.

2- Bu meclise üye olarak seçilecek kimseler, milletvekilleri ile ilgili yasa hükümlerine bağlıdırlar.

3- Seçimlerde sancaklar esas alınacaktır.

4- Her sancaktan beş üye seçilecektir.

5- Seçimler, en geç on beş gün içinde Ankara’da çoğunluk sağlanacak şekilde tamamlanacaktır.

Ayrıca bu genelgeyle, dağılmış olan son Osmanlı Meclis-i Mebusan üyelerinden Ankara’ya gelebilecek olanların da katılımının zorunlu olduğu bildirilmiştir.

 

Seçimler ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü duruma rağmen, hızlı bir şekilde gerçekleştirildi. Toplam 66 seçim çevresinden olmak üzere İstanbul Meclis‐i Mebusan’ından gelen 92 mebus, Malta ve Yunanistan’dan gelen 14 mebus ve Mustafa Kemal’in 19 Mart tebliği doğrultusundaki seçimlerle belirlenmiş 252 mebusla birlikte toplam 337 mebustan oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 23 Nisan 1920’de açıldı. Ankara’da toplanan yeni meclis, çok değişik dünya görüşlerine sahip, eğitim durumları, meslek grupları ve düşünce yapıları birbirine uymayan, aralarında eski İttihatçılar, Hürriyet ve İtilafçılar, Türkçüler, İhtilalciler, İslamcılar ve Bolşeviklerin de bulunduğu üyelerden oluşuyordu. Toplumun farklı kesimlerinden gelen, milli bağımsızlık ve özgürlük inancı etrafında toplanan yeni meclis, TBMM, 29 Nisan 1920’de kabul ettiği Hıyanet‐i Vataniye Kanunu’nun 1.maddesinde kuruluş amacını açıkça ortaya koyuyordu. Bu amaç vatanın kurtuluşudur. 5 Eylül 1920’de kabul edilen Nisab‐ı Müzakere Kanunu ile Meclis, çalışma süresini bu amacın gerçekleşmesine bağladı ve ilk TBMM’nin vatanın kurtuluşuna kadar devam edeceği vurguladı.

 

Bu genelge ile 1908 seçimlerinden 1943 seçimlerine kadar uygulanan seçim kanunundan farklılıklar göstermektedir. Nüfusa göre milletvekili seçilmesi ilkesinden vazgeçilmiş, her sancaktan nüfusuna bakılmaksızın 5 üye seçilmesi istenmiştir. Ayrıca, 1876 Anayasasında( Kânûn-ı Esâsî) belirtilen seçilme yaşı, 30’dan 25’e indirilmiştir. Genelge, içinde bulunulan olağanüstü koşullar nedeniyle 1877 yılı seçiminde olduğu gibi özel bir seçim yöntemi belirlemiştir. 23 Nisan 1920 tarihinde açılan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 15 Nisan 1923 tarihinde Seçim Kanununda bazı değişiklikleri kapsayan yasayı kabul ettikten sonra 16 Nisan 1923 tarihinde son toplantısını yapmış, seçim sonrası toplanmak üzere çalışmalarına son vermiştir.

 

1923 Seçimleri

 

1923 seçimleri Türkiye’nin ilk genel seçimleridir. Bu seçimler I. TBMM döneminde kabul edilen yeni seçim kanununa göre yapılmıştır. Yeni bir devletin kurulması, sınırlarının ve nüfusunun Osmanlı coğrafyasına göre değişiklik göstermesi nedeniyle yeni bir seçim kanunu yapılmıştır. Osmanlı döneminde 50.000’e bir olan milletvekili oranı yeni kanunda 20.000’e bir şeklinde düzenlenmiştir. 25 olan seçmen yaşı 18’e indirilmiş, vergi verme şartı kaldırılmıştır. I. TBMM döneminde Erzurum Milletvekili Süleyman Necati, Mersin Milletvekili Selahattin ve Canik (Samsun) Milletvekili Emin Bey 25 Kasım 1922 tarihinde TBMM’ye Geçici Seçim Kanununun yeni koşullara uydurulmasını isteyen bir kanun teklifi vermişlerdir. Bu teklif Anayasa Komisyonunda incelenmiş, TBMM’de 3 Nisan 1923 tarih ve 320 sayılı kanun olarak kabul edilmiştir. Bu kanuna göre milletvekili sayısı her 20.000 erkek nüfusa bir milletvekili olarak hesaplanacaktır. 0-30.000 arası 1, 30.001-50.000 arası 2, 50.001-70.000 arası 3, olmak üzere böyle devam edecektir.

 

1923 seçimlerinde her ilin çevresi sayılmış, 72 ilde yapılan seçim neticesinde 287 milletvekili seçilmiştir. Seçimi Atatürk’ün de içinde bulunduğu birinci grup olarak adlandırılan Müdafaa-i Hukuk Grubu adayları kazanmış, yeni TBMM 11 Ağustos 1923 tarihinde ilk toplantısını yapmıştır. Lozan Barış Anlaşmasını onaylayan, Cumhuriyeti ilan eden, Halifeliği kaldıran, 1924 Anayasasını kabul eden meclis, 11 Ağustos 1923-26 Haziran 1927 tarihleri arasında 4 yıl 1 ay görevde kalmıştır.

 

Tek Partili Dönem

 

Tek Partili Dönem, 1923 Cumhuriyetin ilanından 1946’da Demokrat Parti’nin kurulmasına kadar yaşanılan süreçtir. Türkiye’de Cumhuriyetin kurulusundan 1946 yılına kadar tek siyasi parti olan CHP ve onun hükümetleri işbaşında olmuştur. Bu nedenle bu süreç “Tek Parti Dönemi” olarak nitelendirilmektedir.

 

1927 Seçimleri

 

1927 seçimleri 3 Nisan 1923 tarih ve 320 sayılı seçim yasası çerçevesinde yapılmış, seçimlere sadece CHP katılmıştır. İki dereceli olarak yapılan seçimlerde her ne kadar bazı yerlerde bağımsız adaylar seçime katılmış olsalar da23 seçimi CHP adayları kazanmıştır. Bu seçimlerde seçimlere katılım %23 gibi düşük bir oranda gerçekleşmiştir. 1927 seçimleri sonrası oluşan TBMM, 1 Kasım 1927-26 Mart 1931 tarihleri arasında 3 yıl 7 ay 19 gün açık kalmıştır.

 

1931 Seçimleri

 

1930 yılında Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulması ve ardından yaşanan Menemen olayı üzerine 1931 seçimlerinde farklı bir taktik geliştirilerek, mecliste parti yerine bağımsız milletvekillerinin bulunması yöntemine geçildi. Atatürk Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kendi kendisini kapatmasından sonra geniş bir yurt gezisine çıkmış, Kayseri, Trabzon, İstanbul, İzmir, Aydın, Antalya, Mersin, Konya, Afyon gibi pek çok yeri gezmiş, incelemelerde bulunmuştur. Bu gezi sonrası Çankaya Köşkü’nde Atatürk başkanlığında Başbakan, Meclis Başkanı ve Genelkurmay Başkanı’nın katıldığı bir toplantı neticesinde seçimlerin yenilenmesine karar verilmiştir. O dönemde Parti Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı aynı kişide olabiliyordu. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı değil, CHP Genel Başkanı sıfatıyla 3 Mart 1931 tarihinde Meclis Grup Başkanlığına gönderdiği yazıda; “…Fırkamın millet ve memleket için en hayırlı ve isabetli programın kendi programı olduğuna ve milletin kendisiyle beraber bulunduğuna tam kanaati vardır. Fırkamız, milletin kendisine olan emniyet ve itimadını en şüpheli ve tereddütlü nazarlar karşısında her zaman ispat edecek vaziyettedir. Bir defa bunun için, bundan başka önümüzdeki yıllarda tatbikini muvafık gördüğü tedbirlerde, milletin iştirak ve mutabakatı derecesini anlamak için, umumi reis bulunduğum C.H. Fırkasına mensup mebusların intihaplarını yenilemelerini muvafık mütelea ediyorum” diyerek seçimlerin yenilenmesini istemiştir.

 

Atatürk, bu seçimlerde TBMM’de CHP’yi denetime tabi tutmak amacıyla yeni bir taktik geliştirmiştir. CHP 22 ilde 30 milletvekilliği için aday göstermemiş, buralarda bağımsızların seçilmesi için onlara fırsat tanımıştır. Ancak bu adayların laik, cumhuriyetçi ve milliyetçi olmaları istenmiştir. CHP Parti Başkanlık Divanının aldığı bu karar 15 Nisan 1931 tarihinde Genel Sekreter tarafından açıklanmıştır. CHP 63 olan seçim çevresinde 287 aday göstermiş, 22 seçim çevresinde 30 adaylık bağımsızlara bırakılmıştır.

 

1935 Seçimleri

 

Bu seçimler kadınların da seçme ve seçilme haklarını kullandıkları ilk seçimdir. Ayrıca 1931 seçimlerinde olduğu gibi bağımsız milletvekili seçimi uygulamasına da devam edilmiştir. 1935 seçimlerinin bir diğer özelliği ise ilk defa azınlıklardan da milletvekili seçilmesidir. 4 Aralık 1934 tarihinde İsmet İnönü ve 191 arkadaşı TBMM’ye ortak bir önerge vererek 1924 Anayasasının 10. ve 11. maddeleriyle seçim kanununda bazı maddelerin değiştirilmesini istemişlerdir. Anayasada yapılan düzenlemeler ve 22 Aralık 2934 tarih ve 2631 sayılı seçim kanununda bazı maddeleri değiştiren düzenlemeye göre kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. 8 Şubat 1935 günü yapılan seçimler öncesinde Atatürk, 2 Şubat’ta CHP adaylarını ilan etmiş, 1931 seçimlerinde ön görülen bağımsız aday uygulamasına bu seçimlerde de devam edilmiş ancak, 30 olan sayı 16’ya düşürülmüştür. 1935 seçimleri sonucunda Cumhuriyet döneminde ilk defa azınlıklardan da milletvekili seçilmiştir. Kadınların da milletvekili seçme ve seçilme haklarının kullanıldığı bu seçimlerde 18 kadın milletvekili adayı gösterilmiş ve seçilmiştir. 57 seçim çevresinde yapılan 1935 seçimleri sonrası toplam 399 milletvekilinin katılımıyla açılan TBMM, 1 Mart 1935-27 Ocak 1939 tarihleri arasında 4 yıl, 1 ay, 18 gün gibi tek parti döneminin en uzun ömürlü meclisi olmuştur.

 

1939 Seçimleri

 

Atatürk’ün ölümü sonrası yapılan ilk seçimdir. Bu seçimlerde sayıları az olmakla birlikte bağımsız aday uygulamasına devam edilmiştir. Bağımsız adaylardan ziyade bu seçimlerde öne çıkan farklılık seçim sonrası oluşan TBMM’de CHP milletvekilleri içinden CHP’ce belirlenen “Müstakil Grup” uygulamasına geçilmesidir. 1939 seçiminin bir diğer farklılığı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün hava muhalefeti nedeniyle sadece 28 ilin ikinci seçmenleriyle görüşerek milletvekilli adayları ile ilgili görüşlerini almasıdır. Bu görüşmelerden sonra CHP parti divanıyla da görüşen İnönü, partisinin milletvekili adaylarını belirlemiştir. 26 Mart 1939 tarihinde yapılan seçimleri 420’sini CHP 4’ünü de bağımsız milletvekilleri kazanmıştır.

 

424 milletvekilli TBMM, 3 Nisan 1939-15 Ocak 1943 tarihleri arasında çalışmış, Hatay’ın Türkiye’ye katılması üzerine Hatay’ı temsilen seçilen 5 milletvekilinin de katılımıyla milletvekili sayısı 429 olmuştur. 1939 meclisinin en önemli özelliklerinden biri TBMM’de bir bağımsız grup oluşturulmasıdır. CHP’nin 29 Mayıs-3 Haziran 1939 tarihleri arasında toplanan V. Büyük Kurultayında meclis içinde CHP milletvekilleri arasından Kurultay tarafından seçilecek 21 kişilik bir “müstakil grup” kurulması kararı alınmıştır. Bu bağımsız grubun da değişmez genel başkanı aynen CHP’de olduğu gibi CHP Genel Başkanı olan İsmet İnönü’dür. Bu grup CHP meclis grubu toplantılarına katılabilecek ancak, görüş veya oy hakkı olmayacaktı. Bağımsız grup üyeleri hükümette görev alamayacaktı. Meclis görüşmelerinde kendi gruplarının kararlarına göre hareket edeceklerdi. Bu uygulamaya 1943 yılında da devam edilecek hatta grup üye sayısı 21’den 35’e çıkarılacaktır.

 

1943 Seçimleri

 

1943 seçimleri 63 ilde 63 seçim çevresinde yapılmış 455 milletvekili TBMM’de yer almıştır. 28 Şubat 1943 tarihli seçim sonucunda oluşan TBMM, 8 Mart 1943-14 Haziran 1946 tarihleri arasında 3 yıl 4 ay 23 gün açık kalmıştır. Bu dönemin sonunda erken seçim kararı alınarak 1947 yılında seçim yapılması gerekirken 1946 yılına alınmıştır.

 

Çok Partili Dönem

 

1946 Seçimleri

 

21 Temmuz 1946 tarihinde yapılan seçimler Osmanlı’dan bu yana ilk tek dereceli seçimlerdir. Bu seçimler ile Türkiye’de çok partili seçimler dönemine geçilmiştir. İlk önce 18 Temmuz 1945 tarihinde Nuri Demirağ’ın önderliğinde Milli Kalkınma Partisi (MKP) kurulmuş, bunu 7 Ocak 1946 tarihinde Celal Bayar başkanlığında, Adnan Menderes, Fuad Köprülü, Refik Koraltan tarafından kurulan Demokrat Parti (DP) izlemiştir. Bu dönemde ayrıca Sosyal Adalet Partisi, Liberal Demokrat Partisi, Çiftçi ve Köylü Partisi, Türk Sosyal Demokrat Partisi, Türkiye Sosyalist Partisi, Ergenekon Köylü ve İşçi Partisi, İslam Koruma Partisi, Yurt Görev Partisi gibi pek çok partinin kurulması takip etmiştir. DP’nin kurulması ile birlikte meclis içinde CHP karşısında bir muhalefet belirmiş, TBMM içindeki tek parti dönemi sona ermiştir. CHP çok partili hayata geçildikten sonra normal olarak 1947 yılında yapılması gereken seçimlerini öne almıştır. TBMM 10 Haziran 1946 tarihli oturumunda milletvekili seçimlerinin 1947 yılından 21 Temmuz 1946 tarihine alınmasına dair teklif kabul edilmiştir. Seçim sistemi açık oy, kapalı sayımı esas almaktadır. DP ve CHP arasında geçen 1946 seçiminde DP, 465 milletvekilliği için 273 aday göstermiştir. Tek dereceli olarak yapılan seçim sonucunda CHP 390, DP 65, bağımsız adaylarda 7 milletvekillik kazanmışlardır.

 1950 Seçimleri

 

Türkiye’nin yakın tarihinde demokrasi açısından özel bir öneme sahiptir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 27 yıllık iktidarını sona erdiren bu seçim, kimilerine göre “beyaz ihtilal”dir.

 

14 Mayıs 1950 seçimleri 16 Şubat 1950 tarih ve 5545 sayılı Milletvekilleri Seçim Kanunu’na göre yapılmıştır. Bu kanun demokratik koşullarda serbest seçimlerin yapılmasını sağlayan ilk seçim kanunudur. Kanunun getirdiği önemli yenilikler, seçimin yöntemiyle ilgilidir. Bu yenilikler, seçimlerin “tek dereceli” ve “liste usulü çoğunluk” sistemine göre yapılacak düzenlemeleri içermektedir. Bir seçim çevresinde seçilecek milletvekili sayısı kadar adayların belirlendiği liste usulü çoğunluk sistemi uygulanmıştır. Liste usulü çoğunluk sistemi “yönetimde istikrar” ilkesini en çok öne çıkaran sistemdir. Bu sisteme göre, bir seçim çevresinde en fazla oyu alan parti tüm milletvekillerini kazanmaktadır.

 

Yeni seçim yasası, getirdiği tek dereceli, gizli oy açık sayım ve çoğunluk sisteminden başka; en az beş ilden aday gösterebilen partilerin radyodan yararlanmalarını, Yüksek Seçim Kurulunun oluşturulmasını, seçimlerin yargıç güvencesi altında yapılmasını, idare amirleri, memurların, askeri kişilerin ve milletvekillerinin görev yaptıkları yerin seçim bölgesindeki seçim kurullarına seçilememeleri, siyasi parti ve bağımsızların sandık başlarında gözlemci bulundurabilmeleri, oyların kapalı yerde verilmesi, seçim sonuçlarının hemen açıklanması, kazanan adayların listesinin asılması, oy pusulalarının Sulh Hukuk Mahkemelerinde korunması ve TBMM yada Yüksek Seçim Kurulu’nun isteği olmaksızın nakledilememesi, 11 kişiden oluşacak olan Yüksek Seçim Kurulu’nun 6 üyesinin Yargıtay, 5’ininde Danıştay üyeleri arasından gizli oyla seçilmesi gibi yenilikler getirmektedir.

 

14 Mayıs 1950 Milletvekili seçimlerine, daha öncede belirtildiği gibi 7 parti katılmasına rağmen seçim CHP, DP ve MP arasında geçmiştir. Seçimlere toplam 8.905.576 seçmenden 7.916.091’i katılmış olup katılım Oranı %88.88’ olmuştur. DP 4.242.831 oyla 408 milletvekili kazanırken CHP 3.165.096 oyla 69 milletvekili kazanmıştır. Bu seçimlerde MP 1, bağımsızlarda 9 milletvekilliği elde etmiştir.

 

CEVAP VER